Masaj kelimesi Yunancada yoğurma anlamına gelir. Arapçada ise hafif bastırma anlamına gelen "massein" şeklinde geçer. Tarihin en eski dönemlerinde, birçok uygarlık binlerce yıl, fiziksel, zihinsel ve ruhsal rahatsızlıkları gidermek amacıyla çok değişik tarzlarda masajlar uygulamışlardır. Günümüzün hızlı temposunda çoğu zaman unuttuğumuz bu şifalı dokunuş, aslında güçlü bir iyileştiricidir.

• Boynumuzun en büyük düşmanları arasında, içinde bergamut bulunan losyon ve kolonyalar gelir. Çünkü, bergamut alkolle karıştığı zaman, boyunda lekeler meydana getirir.

• Boynu uzun süre güneşte tutmak do son derece zararlıdır. Günlük hayatta dışarı çıkarken cildimize sürdüğümüz güneş koruyucu ürün boynumuzu da başarıyla koruyacaktır. Güneş koruyucuyu sadece tatile gittiğimizde sürmek yeterli değildir. Çünkü ışınlar yazın her yerde ve her zaman üzerimize tüm zararlarıyla gelmektedir. O halde yazın, güneş koruyucu ürünleri boynumuzda kolye gibi taşımalıyız!

Boyun ve ense, bedenin stratejik bir noktasıdır. Sinirler, damarlar ve omurganın bir bölümü bu bölgeden geçer. Bu bölgenin kaslarının sürekli kasılmış halde olması kan dolaşımını engeller. Oysa beyin bol oksijenli kona gereksinim duyar. Boynun aşağıda sıraladığım biçimde çalıştırılması; ilgili organların, özellikle omurganın bir bölümünün geçtiği ensenin esnekliğini sağlar. Baş ağrısından, migrenden, kireçlenmeden şikayetçi olanlar, aşağıdaki dört hareketten fazlasıyla yararlanacaklar.

1) Bu harekette baş, bir ileri bir geri gider. Baş öne geldiğinde boyun kaslarının, baş geriye gittiğinde ense kaslarının sıkışmakta olduğu hissedilmelidir. Boş öne geldiğinde çene göğse değmelidir. Bu hareketleri 8 -10 kez tekrarlayın.

2) Bu harekette ise baş, saat yelkovanı gibi önce sağdan solo, sonra do soldan sağa doğru yuvarlanır. Önce baş kendi ağırlığıyla öne gider, sonra sağa yönelir ve arkaya gider; sonra solo yönelir ve tekrar öne gelir.

Boş aynı hareketi ters istikamette yapar Bu hareketleri de 8-10 kez tekrarlayın

3) Bu harekette boş sağ omuza doğru sanki omuzu dinleyecekmiş gibi giderken çeneyi az da olsa yukarı yöneltmeli kı, boynun sol tarafındaki kaslar çalışsın. Bu hareketler ne kadar ağır yapılırsa yararı o kadar çok olur.

4) Boş dik bir şekilde, ön taraftan sağ omuza, sonra öne; ardından sol omuza ve tekrar öne döner. Bu hareket yavaş yavaş yapılmalı ve bu esnada da 24'e kadar sayılmalıdır. Aynı zamanda başın dik tutulmasına özen gösterilmelidir.

Gerdan oluşumuna karşı; parmaklarınızı çenenizin alt kısmına koyun ve aynı zamanda konuşun. Konuşurken elinizle hissettiğiniz adelelerinizi gerin. Bu şekilde başınızı arkaya doğru itin ve 6 saniye süreyle ensenizde tutun. Sonra rahat bırakın.

Böylece boyun bölgesinin hak ettiği bakım programını tamamlamış olduk. Birazdan özellikle olgun yaştaki hanımları ilgilendiren, "'menopoz dönemi" bakım programına doğru yol alacağız.

Boynumuz, tıpkı boğaz köprüsü gibi vücudumuzla başımız arasında uzanır ve başın beş kiloluk ağırlığını yüklenir. Boynumuz vücudun en çalışkan kısımlarından olmasına rağmen, omurganın diğer kısımlarına göre korunmasızdır.

Düzgün durduğumuzda ve başımızın omurgamızın tam üstünde durmasını sağladığımızda mesele yok. Ama saatlerce bilgisayar karşısında hareketsiz kaldığımızda, boyun adalelerimiz çok çalıştığı için boyun omurgamız üzerinde yoğun basınç, oluşur.

Boyun çok az kemikle dengelendiğinden, dik bir duruşun gerçekleşmesi, karmaşık bir kas sistemi sayesinde mümkün oluyor. Boynun dik durmasını mümkün kılan bu karmaşık kas sistemi aynı zamanda, yüzdeki sağlıklı kan dolaşımından da sorumludur.

Tüm vücutta bulunan kasların ortak noktaları; "çalıştırıldıklarında sıkı kalmaları"dır. Tembel olduğu için parasız gezen bir insanın, çalıştığında gelir sahibi olması gibi...

Hiç aklımıza gelmese de boynumuz güzelliğimizin bir parçasıdır ve gerçekten de esaslı bir bakımı hak eder. Boyun, bir kadının yaşını belli eden bölümlerin başında gelir. Son derece hassas bir yapıya sahiptir ve büyük bir özen ister. Özellikle yaş ilerledikçe ihmal edilmenin acısını çıkarırcasına kötü bir görünüme bürünmekten de geri kalmaz.

Yaz aylarının gelmesiyle, boğazlı kazakların altında pek de önemsemediğimiz boynumuz yeniden gün ışığına kavuşur. Peki kışın saklayabildiğimiz oma yazın aşikar olan boynumuz acaba nasıl bir görüntü sergiliyor dersiniz? Aynanın karşısına geçip dikkatlice bir bakalım isterseniz.

Boyun derimiz de tıpkı göz çevresi gibi son derece hassas olup yağ açısından fakirdir. Güzel bir boyuna sahip olmak ve onu gururla taşımak için, biraz vakit ayırıp özen göstermek gerekiyor. Boyun bölgemizdeki kasların canlılığını korumaya ve boyun derimizin asla kuru kalmamasına dikkat etmeliyiz. Yoksa boynumuzda yatay çizgiler oluşur. Boyun bakımı için hazırlanmış kremler, dokuları besledikleri gibi kırışık oluşumuna da engel olurlar.

Boynumuzu gece yatmadan önce aynen yüz cildimiz gibi temizler ve kremleriz. Krem cildimizin yorgunluğunu do giderir. Haftada bir defa boynumuza uygulayacağımız peeling işleminin ardından maske yaparak boynumuzu gururla taşıyabileceğimiz duruma getirebiliriz.

Diş bakımında en önemli nokta, dişlerin günde en az iki kere, doğru teknik ve malzemeyle fırçalanmasıdır. Diş fırçalamanın esasını ağızdaki mikrop tabakasının diş üzerinden atılması oluşturuyor. Doğru diş fırçalamak için fırçanın 45 derecelik bir açıyla dişe yaklaştırılması ve dişlerin yatay hareketlerden kaçınarak, minik dairesel titreşimlerle temizlenmesi önerilir. Fırçalamanın üst dişler için diş etinden aşağıya doğru, alt dişler için aşağıdan yukarıya doğru bir süpürme hareketiyle tamamlanması da son derece önemlidir.

Unutulmaması gereken diğer nokta ise, mikrop tabakası ve yiyecek artıklarının yoğun olduğu dişin arka yüzlerinin, arka dişlerin ve dilin de temizlenmesi ve bütün bu işlemin üç dakikada tamamlanması gerektiğidir.

Uzmanlara göre, dişin son temizlenişinin üstünden 12 saat geçince, mikroplar tekrar ağız için olumsuz faaliyetler yapmaya başlar. 24 saat geçince genç plak adı verilen, henüz diş çürütmeye yetecek güçte olmayan oluşumlar görülür. 48 saat sonra ise, ağızdaki bu doğal oluşum, artık diş çürütmek veya diş eti hastalığı başlatmak için uygun bir hal alır. Diş ipiyle ara yüzeylerin iki günde bir temizlenmesi ve florlu gargara kullanılmasıyla dişler daha uzun zaman sağlıklı kalır.

Dişlerimizin sağlıklı olması için alacağımız ilk önlem ağız temizliği ve bakımıdır. Bu bakım, dış etkenlere karşı alınması gereken en önemli korunma tedbiridir. Ne var ki yediğimiz gıdalarla bu bakıma destek vermezsek, yani içsel tedbiri olmazsok istediğimiz kadar fırçalayalım yine de sorun yaşarız. Dişlerimiz, her fırçalama işleminden sonra kanıyorsa, diş eti hastalığının ilk işaretini bizlere veriyor demektir.

Sağlam diş ve diş etleri için KALSİYUM, FOSFOR, C VİTAMİNİ ve D VİTAMİNİ ile beslenmek esastır. Bunun için de süt, yoğurt, ayran ve beyaz peynir yenmelidir.


C vitamini için; bol bol yeşil sebze, domates, narenciye meyvelerini sofradan eksik etmemek gerekir. Böylece sıhhatli ve pembe diş etlerine sahip olacaksınız. D vitamini için de balık yağı kapsüllerini alın, bu vücudumuzdaki kirecin artıksız olarak kullanılabilmesi için şarttır.

Korunma tedbirimiz ise; pastalar, şekerlemeler ve şekerli içeceklerden kaçınmaktır. Özellikle koladaki şeker, içip bitirdikten sonra dişlerimizin arasında kalıp, diş minesini eritmektedir. Çay veya meyve suyu içtikten sonra, ağzımızı çalkalamamız da önemli bir tedbirdir.

Yüzümüzün bakım yolculuğunu tamamladıktan sonra, daima göz ardı edilen, ama bir o kadar da önemli görev yüklenen "boynumuza" bir göz atalım, ihtiyaçlarına kulak verelim. Bakalım bizden neler bekliyor?
Dişlerimizin sağlıklı olması ign alacağımız ilk önlem ağız temizliği ve bakımıdır. Bu bakım, dış etkenlere karşı alınması gereken en önemli korunma tedbiridir. Ne var ki yediğimiz gıdalarla bu bakıma destek vermezsek, yani içsel tedbiri olmazsak istediğimiz kadar fırçalayalım yine de sorun yaşarız. Dişlerimiz, her fırçalama işleminden sonra kanıyorsa, diş eti hastalığının ilk işaretini bizlere veriyor demektir.


Sağlam diş ve diş etleri için KALSİYUM, FOSFOR, C VİTAMİNİ ve D VİTAMİNİ ile beslenmek esastır. Bunun için de süt, yoğurt, ayran ve beyaz peynir yenmelidir.


C vitamini için; bol bol yeşil sebze, domates, narenciye meyvelerini sofradan eksik etmemek gerekir. Böylece sıhhatli ve pembe diş etlerine sahip olacaksınız. D vitamini için de balık yağı kapsüllerini alın, bu vücudumuzdaki kirecin artıksız olarak kullanılabilmesi için şarttır.

Korunma tedbirimiz ise; pastalar, şekerlemeler ve şekerli içeceklerden kaçınmaktır. Özellikle koladaki şeker, içip bitirdikten sonra dişlerimizin orasında kalıp, diş minesini eritmektedir. Çay veya meyve suyu içtikten sonra, ağzımızı çalkalamamız da önemli bir tedbirdir.

Yüzümüzün bakım yolculuğunu tamamladıktan sonra, daima göz ardı edilen, ama bir o kadar da önemli görev yüklenen "boynumuza" bir göz atalım, ihtiyaçlarına kulak verelim. Bakalım bizden neler bekliyor?

dudak-egzersizleriYüz bölgemizin en zayıf kas yapısına sahip olan dudak çevresi kasları yaşlanma belirtilerinin ilk olarak görüldüğü bölgelerdir. Dışarıdan hiç bir müdahelede bulunmadan tamamen doğal egzersiz programları ile dudak çevresi kaslarınızın daha uzun süre gergin kalmasını sağlayabilir, yaşlılığa meydan okuyabiilirsiniz. Dilerseniz egzersiz programlarına maddeler halinde geçelim. 

1- Yazın sahilde, kışın kayak pistinde güneşlenirken, içinde yüksek miktarda SPF bulunan lipstick kullanmayı sakın ihmal etmeyelim! Güneşe karşı en çok tehdit altında olan dudaklarımızda Çünkü güneş ışınları dudaklarımıza neredeyse dikey bir açıyla iner.

Dudak Bakımı

Dudak BakımıAğzımız; kişiliğimizi ifade eden, ruh halimizi yansıtan, güzelliğimizde önemli rol oynayan ve en çok hareket eden uzuvlarımızdan biridir. Günde15.000 kez, ağız çevresi kasları ve dudaklar aracılığı ile şaşkınlık, keder, sevinç, acı, öfke, kibir gibi hislerimizi dışarı yansıtabiliyoruz. Ne var ki yıllar geçtikçe dudaklar eski dolgunluğunu yitirmeye başlar. 50 yaşın üzerindeki hanımlar dudaklarının küçülerek, çevresinin kırışmasından yakınırlar. Peki, yıllar boyunca, neler oluyor da bu durum ortaya çıkıyor? Anlamak için derinin altına doğru yola çıkalım, bakalım neler oluyor da dudak çevresi torba gibi büzülüyor. Bu yazımızda yılların dudaklara olan etkisinden ve sağlıklı dudaklar için yapılması gereken bakımından bahsediyoruz. 

Yaşa bağlı göz çevresinde olan göz kırışklarını günlük basit hareket ve uygulamalar ile mümkün olduğunda en aza indirgemeniz mümkün olabilmektedir. Aşağıda maddeler halinde yazdığımız yöntemlere hep beraber bakalım. 

Hakkımızda

Ciltbakimlari.com üzerinde bulunan makaleler sağlık konusunda bilinçlindirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla yazılmış olup, kür, maske ve karışımları doktorunuza danışmadan kullanmamanızda yarar vardır. 

 

Sitenin amacı, aynı sorunu yaşıyan kullanıcıların bir araya gelip fikir ve düşüncelerini birbiri ile paylaşmasıdır. 

Son Yazılar

Bağlantılar

Takipte Kalın

Mail adresinizi girerek, yayınlanmış olan ilk makalelerden haberdar olabilirsiniz.